Instagram Yelp Olmaya Çalışıyor: Instagram’dan İşyerleriyle Randevu Almak Mümkün

Instagram önümüzdeki iki ay içinde yeni bir özellik ekleyecek: artık işyerlerinden randevu alıp küçük işletmelerle işs yapmak için tüm ihtiyacınızı Isntagram içinden halledebileeksiniz. Mesela kuaförünüzden randevu almak için Instagram hesabınızdan direk randevu isteyip takvime ekleyebileceksiniz.

Bloomberg’in haberine göre Instagram iki ay içinde bu özelliği uygulamaya ekleyecek. Yelp ve OpenTable bu pazarın liderleri. Instagram zaman içerisinde onlaırn tahtını ne kadar sarsacak hep beraber göreceğiz.

IoT (Nesnelerin İnterneti) Cihazlarında Güvenlik Konusunda Bazı Fikirler

İnternet bağlantısı bugün hayatımızda olmazda olmaz kabul ettiğimiz ihtiyaçlardan. Pekçoğumuz aslında klasik bağımlı tanımına uyuyoruz bile diyebiliriz. Bilgisayarımızdan cep telefonumuza, televizyonumuzdan güvenlik kameralarımıza çevremizdeki pekçok cihaz şimdiden internete bağlı.

Bunungetirdiği pekçok avantaj var tabii ki. Mesela televizyonu açıp hiç düşünmeden YouTube ya da Netflix benzeri bir servisten istediğimiz içeriği anında izleyebilmek pekçoğumuzun çocukluğunda bile olmayan bir lüks. Ya da bir seyahate çıktığımızda dünyanın öteki ucundan evdeki kameraya bağlanıp herşeyin yolunda olup olmadığını kontrol edebilmek insanın içini rahatlatıyor.

Peki ama bu rahatlıpın karşılığında gelen kısıtlamalar ve güvenlik riskleri konusunda ne kadar kafa yoruyoruz? Mesela kişisel bilgilerimizin hiç tanımadığımız insanların elinde dolaşması, kötü niyetli olmasa bile tamamen yabancı insanların evimizin içini kendi elimizle kurduğumuz kameralar üzerinden izlemesi hiç sorun değil mi yani?

Uzmanlara sorarsanız önümüzdeki yıllarda herhangi bir cihazı internete bağlamanın maliyeti o kadar düşecek ki şirketler bunu hiç düşünmeden ve getirisi minimum olduğu halde yine de yapacaklar. Bunu yaparlarken en büyük beklenti kullanıcı bilgilerini toplaypı satabilmek ya da o bilgileri kullanıcıya daha başka servisler ve ürünler satmak için kullanmak. Burada kullanıcı bilgilerinden kasıt yalnızda isim, adres vs bilgileri değil. Mesela sizin her gün saat kaçta kalkıp çayı ne zaman demlediğiniz, kahvaltı yapıp yapmadığınız, işe giderken hangi güzergahı takip ettiğiniz, günde ne kadar hareket edip yemekte ne yediğiniz, bisiklet sahibi olup olmadığınız, hangi sıklıkla spor yaptığınız, çocukların okul adresi ve ne zaman okuldan geldikleri, akşam hangi arkadaşlarla nerede takıldığınız vs bilgiler. Bir şirket için değeri ölçülemez bilgiler bunlar.

İşin ilginci pekçok cihazın internete bağlanması için kullanıcı yararına gerçek bir sebep var mı o da pek belli değil. Çay/kahve makinesinin, diş fırçasının ya da çim biçme aletinin internete bağlanmasıyla kullanıcı nasıl bir gerçek yarar sağlıyor olabilir? En son ürünü satmak için, özellikle de early adopter kalabalıklarını ürünü almaya ikna etmek için çok faydalı bir yol olabilir bu. Fakat ürüne sahip olmanın heyecanı ilk iki haftada geçtikten ve kullanıcılar kendine yeni bir yecan mecraı bulduktan sonra hala gerçek bir fayda sağlıyor olacaklar mı?

İşin ilginç yanı şirketler bu soruları sormuyorlar bile. Açıkcası bir kullanıcı olarak bunları düşünsem de ben de çalıştığım şirketlerde bu soruları sormanın çok gerekli olduğunu düşünmüyorum. Çünkü kullanıcılar sormuyor bu soruları çoğu zaman. Çamaşır makinesinin internete başlı olması makine almaya çalışan bir müşteri için ilginç bir özellik. Ama İnternet bağlantısının güvenliğinin 256 bit AES encryption’la sağlanıyor olup olmadığıyla belki bir avuç insan ilgilenmiyor. O zaman bir şirket olarak neden bu konuda kafa yorup para harcayasınız ki? Sonuçta her mühendisin şirkete bir maliyeti var, her ürün özelliği para harcanarak pşyasaya çıkıyor. Müşterinin ilgilenmediği bir özellikle şirket neden ilgilensin?

Bence internet bağlantılı IoT (Nesnelerin İnterneti) cihazları heyecan yaratmaya devam edecek önümüzdeki yıllarda. Şirketler ve müşteriler bu bahsettiğimiz ilginç soruları sormadan cihazları satmaya ve almaya devam edecekler. Ta ki ciddi bir kriz olup insanlar bir anda bu konuya dikkat kesilene kadar. Mesela CIA’in evlerdeki IoT (Nesnelerin İnterneti) cihazlarını dinleme amaçlı kullandığının ortaya çıkması gibi.

Amazon Alexa İlk Android Telefona Geldi

Amazon Alexa ilk defa bir Android telefona ulaştı. Amerika’daki Huawei Mate 9 kullanıcıları artık Amazon Alexa’yı telefonlarında kullanabşlşecekler. İlk olarak bir yazılım güncellemesiyle ulaşabilecekleri uygulama daha sonra Google Play Store’da da hazır olacak.

Kullanıcılar Alexa’nın özelliklerini kullanabilmek için hem Amazon Alexa uygulamasına hem de Huawei Alexa uygulamasına sahip olmaları gerekecek. İçimizdeki mahremiyet düşkünü arkadaşlar için hemen hatırlatalım, hayır bu uygulama/lar her an sizi dinleyemiyor. Alexa’dan Herhangi bir iş istemek için uygulamayı açıp öyle konuşmanız gerekiyor.

Alexa’nın pekçok ¨yeteneği¨ Huawei Mate 9 cihazlarda mevcut olsa da tüm yetenekler kullanılamayacak. Uygulama şimdilik konum ve bağlantılar gibi telefonun temel özelliklerine erişemediği için pekçok özellik kullanılamayacak. Ama görünüşe göre bütün bunlar yol haritasında mevcut ve önümüzdeki güncellemelerle kullanıclara sunulacak.

Kişisel asistan pazarı son döenmde oldukça kızıştı. Google Assistant, Siri, Samsung Bixby ve Amazon Alexa bu pazarın önde giden oyuncuları. Çok hızlı bir pazar payı kapma mücadelesi devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde Google Assitant’ın önce LG daha sonra da birçok başka telefona ekleneceği açıklanmıştı. Ben şahsen önümüzdeki dönemde bu savaşın daha da kızışacağını düşünüyorum.

 

Google Maps Yerinizi Arkadaşlarınızla Paylaşmaya İzin Veriyor

Google Maps uygulamasında yapılan bir değişiklikle artık kullanıcılar bulundukları yeri geçici süreliğine arkadaşlarıyla paylaşabilecekler. İster bir iş yemeğine yetişmeye çalışıyor olun, ister bir arkadaşınızla kahve içmeye gidiyor olun, nerede olduğunuz ve ne zaman ulaşacağınız çok önemli bir sorudur. Google Maps’deki bu yeni özellikle geçici bir süreliğine yalnızca dilediğiniz kişilerle konumunuzu gerçek zamanlı olarak paylaşabileceksiniz.

Bu özelliğin WhatsApp ya da benzer uygulamalardaki konum özelliğinden farkı gerçek zamanlı paylaşım olması. Yani siz ileriedikçe konum da ilerleyecek ve arkadaşlarınız sizin ne zaman ulaşacağınızı tam olarak bilebilecekler.

Mahremiyet problemine bir çözüm olarak Google paylaşımı 15 dakika ile 3 gün arasında kullanıcının seçeceği bir süreyle sınırlı tutuyor. Yani bir yemeğe yetişmeye çalışırken paylaştığınız konumunuz yüzünden yemek arkasından nereye gittiğinizi bilmelerine gerek olmayacak. Ya da birlikte bir hafta sonu gezisine çıktığınız arkadaşlarınızın hafta içinde nereye gittiğinizi bilmesi gerekmiyor.

Google Blogunda yapılan açıklamayla bu özelliğin kısa sürede dünya genelinde kullanıcılara açılacağı söylendi.

Tablet Satışları Nereye Gidiyor?

 

Bugünkü iPad fiyat lırma açıklamasından sonra biraz araştırmaya başladım, tablet satışları ne alemde diye. IDC Şubat ayında 2016 yılı tablet satışfiyatlarının %16 azaldığını söylemiş. Strategy Analytics de %9 azaldığını açıklamış. Başka kaynaklarda da benzer rakamlar var. Her ne kadar tam sayı üzerinde anlaşamamışlarsa da görünüşe göre satışlar %10-15 civarında düşmüş.

Tablet ilginç bir ürün kategorisi. iPad ilk çıktığında pekçok müşteri heyecanla ürünü aldılar ve çok büyük bir heyecanla kullanmaya başladılar. Ama sanırım zaman içerisinde heyecan seviyesi biraz azaldı ve iPad’le birlikte bütün tablet ürünleri kullanıcı hayatındaki gerçek yerini buldu. Çözdükleri sorun ve karşıladıkları ihtiyaç oranında kullanılır hale geldiler.

İtiraf edelim, pekçok evde tabletler aslında çocuklar için çok pahalı bir oyuncak. Anneler babalar çoğu zaman ellemiyorlar bile. Çocuklarda sıra gelirse belki. Kullananlar da cep telefonundan ve dizüstü bilgisayarlardan beklediklerini tabletlerinden pek beklemiyor. Çoğumuz tabletimizi evde bırakmayı tercih ediyoruz dışarı çıkarken. Oysa telefonlar dışarı çıkarken yanımızda oldupundan emin olduğumuz ilk şey. Bilgisayar da pekçoğumuz için olmazsa olmaz, bazılrımız için de ekmek teknesi. Ama tablet akşam TV seyrederken elimize aldığımız, belki biraz haber bakmak için, belki Facebook’da dolanmak için kullandığımız lüks tüketim malzemesi.

Hal böyle olunca hem cihaz kolayca eskimiyor, hem de beklentiler zaten düşük oluyor. Sonuçta da kimse cep telefonuna yaptığı muameleyi yapıp tabletini her bir iki yılda bir güncelleyip yenisini almak zorunda hissetmiyor kendini.

Bir diğer etken de, özellikle Amerika pazarı için, tabletlerin mobil şirketleri tarafından satılıyor olmaması. Daha doğrusu, mobil şirketlerin tablet satışındaki payının çok küçük kalması. Cep telefonunda hep 2 yıllık planlar, kampanyalar vs yapıyorlar. Yıllardır kullanıcılar 2 yılda bir telefon değiştirilir diye şartlandırılmış durumdalar. En tutumlumuz bile 3 yıl olunca telefonunu değiştirmek zorunda hiisediyor kendini. Tabletlerde böyle bir şartlandırmaya maruz kalmadığımızdan kimse 3 yıllık tabletimi değiştirmem lazım diye düşünmüyor.

Bir diğer mesele de sanırım yıllardır tablet ürünlerinde ciddi hiçbir innvasyon yapılmamış olması olabilir. Ekranlar yeterince yüksek çözünürlükte, pil ömrü yeterince uzun, cihaz kullanıcının ihtiyacını karşılıyor, neden değiştirsin ki?

Samsung tablet ürünlerindeki değişiklikleri daha yeni açıklamıştı. Apple da bugünkü sessiz açıklamayla büyük bir değişikliğin gelmediğini tasdik etmiş oldu. Görünen o ki tablet piyasasında fazla bir değişiklik olmayacak bu sene.

Google Android O’yu Yazılımcıların Beğenisine Sundu

Google Android’in yeni sürümü Android O’yu yazılımcıların beğenisine sundu. Bugün yapılan açıklamayla işletim sisteminin henüz son kullanıcı için hazır olmadığını, ancak yazılım geliştiricilerden geri dönüş almak istedikleri için piyasaya çıkardıklarını söylediler.

Yeni işletim sistemi pil ömrünü uzatacak yeni özelliklerle birlikte bilridirmlerle ilgili düzenlemeler de içeriyor. Mesela artık arka tarafta çalışan uygulamalar konum bilgisine çok sık ulaşamayacak. Bildirimlere getirilen düzenlemeyle de kullanıcılar artık bildirimler üzerinde daha fazla söz sahibi oalcak. Örneğin farklı uygulamaların bildirimleri birleştirilebilecek.

Google’ın en büyük sorunlarından birisi bölünmüş bir ekosistemle muhtapa olması. Dünyanın dört bir yanından pekçok şirketin ürününde kullanılan Android işletim sistemini üretici şirketler çeşitli sebeplerle Google’ın istediği takvime uygun olarak güncellemiyorlar. Bazıları geliştirme için bütçe ayırmak istemezken diğerleri de eski ürünleri güncellediklerinde yeni ürünlerinin pazar payı kaybedeceğini düşünüyor haklı olarak.

Yeni işletim sisteminin detayları Google’ın Mayıs ayındaki Google I/O konferansında daha detaylı görücüye çıkacak.

Silikon Vadisi Sözlüğü: Unicorn ve Decacorn Nedir?

Unicorn antik çağlardan beri tasvir edilen mitolojik bir canlıdır. Alnında sivri spiral şeklinde bir boynuzu olan göz alıcı bir at. O kadar nadirdir ki bugüne kadar gerçek bir unicorn gören olmamıştır.

Startup dünyasında unicorn değeri $1 Milyar Doları aşan şirketlere verilen addır. Bu isim ilk defa venture kapitalist Aileen Lee tarafından 2013 yılında kullanımıştır. Hani 1 Milyar dolar değer biçilen şirketlerin çok nadir olmasına nisbeten. Ama aslında piyasada bilinen 229 adet unicorn şirket vardır. Çoğunluğu Amerika ve Çin’de olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde örnekleri mevucttur.

Decacorn ise değeri $10 Milyar doları aşkın şirketlere verilen addır. Latince ¨deca¨ on sayısı (10) demek. Decacornların sayısı bile bir düzineden fazla aslında. En büyükleri $68 Milyar değer biçilen Uber. Sonra Çin merkezli ANT Financial geliyor $60 Milyar değerle. Airbnb, Palantir, Dropbox, Pinterest gibi çokça bilinen pekçok şirket var decacrn listesinde.

Eski Unicorn’lardan en çok bilineni tabii ki Facebook. Halka açılmadan önceki son round’da değeri $50 Milyar Dolar olarak belirlenmişti. Alibab, Zynga, Twitter, Square gibi başka birçok eski Unicorn da halka açılanlar arasında.

Apple $329 Dolarlık Yeni 9.7 Inch iPad Açıkladı

Apple bugün iPad ürün kategorisinde bir değişiklik açıkladı ve iPad Air 2 yerine sadece iPad olarak markalanan 9.7 inchlik yeni bir ürün açıkladı. Fiyatı da $329 dolar olarak belirlendi. Bu boyuttaki şimdiye kadarki en düşük fiyat bu. Yeni ürün 32 GB ve 128 GB hafıza boyutlarıyla pşyasaya çıkacak. Cuma gününden itibarek satışa sunulacak.

Donanımdaki bu değişiklikler küçük artırımlar olduğundan büyük bir merasim düzenlemeden açıklandı. Apple’ın bu sonbaharda yeni bir iPhone açıklamasına kesin gözüyle bakılıyor.

Donanım değişiklikleri yanında bir de yeni bir app kullanıcının beğenisine sunuldu. Clip olarak adlandırılan uygulama kullanıcıların video oluşturmalarını ve Facebook, Instagram ya da Apple’ın kendi mesaj app’i üzerinden paylaşmalarını sağlıyor. Kullanıcılar videolara konuşma balonu ya da altyazı ekleyebiliyorlar. Bu özellikler Apple’ı sosyal medya uygulamalarına bşr adım daha yaklaştırmış oldu. Sonuç bakalım Snap için nasıl olacak.

 

Instagram Live Artık Canlı Videoları Kaydetmeye İzin Veriyor

Instagram Live geçen yıl ilk defa piyasaya çıktığında çok önemli bir özellik uygulamada yoktu: canlı yayınları kaydetmek. Instagram ürün grubunun başı Kevin Weil o zaman bunun bilinçli bir tercih olduğunu söylemiş ve insanların bu şelikde kendilerini daha rahat hissedeceğini savunmuştu. Eğer bir yerde söledikleriniz internet ortamında ilelebet payidar kalacaksa söylerken insan iki kere düşünür tabii ki. Fakat söylenenler mahkemede aleyhte delil olmayacaksa o zaman hem daha rahat konuşmak, hem de Instagram’ın da istediği gibi ürünü daha sık kullanmak beklenebilir.

Bugün yapılan bir açıklamayla Instagram artık bu özelliği değiştirdiğini ve canlı yayınların kaydedilmesine izin vereceğini açıkladı. Bu kararla ana şirket Facebook’un Live ve Twitter’ın Periscope özelliklerini taklit etmiş oldu.

Uber’de Çalkantılar Devam Ediyor. 2 Üst Düzey Yönetici Daha İstifa Etti.

Silikon Vadisi’nin en pahalı startup’ı Uber’deki çalkantılar bir türlü durulmuyor. Son olarak şirketin 2 numaralı ismi Jeff Jones; ve harita ve otonom sürüş konularından sorumlu VP’si Brian McClendon istifa etti.

Jeff Jones şirkete yalnızca 6 ay önce katılmıştı. Target’ta pazarlama bölümünün başındayken Uber’den aldığı teklifle ekibe katılmış ve şirketin marka, müşteri hizmetleri ve operasyon bölümlerinden sorumluydu. Pekçokları tarafından şirketin en aklı başında kişisi olarak görülen Jones’ın yalnızca 6 ay içerisinde şirketten ayrılması şirketteki krizin derinliği konusunda bir firik veriyor aslında. Jones yaptığı açıklamada Uber’de gördüğü liderlik uygulamalarının kendi inandığı değerlerle büyük çelişki gösterdiğini ve daha fazla devam etmek istemediğini söyledi.

McClendon ise Uber’e yaklaşık iki yıl Önce Google’dan katılmıştı. Daha önce Google’ın harita ve Google Earth birimlerinde önemli görevler üstlenen McClendon Uber’de de harita ve otonom sürüş bölümlerinden sorumluydu. Onun ayrılması da şirket için çok büyük problem olarak görülüyor, zira Uber için harita ve otonom sürüş hayati önemde iki konu. Şirketin uzun vadede karlılığı için otonom sürüş olmazsa olmaz olarak görülüyor.

Jones ve McClendon’ın ayrılması son birkaç ayda şirkette ortaya çıkan problemleri daha çok gözler önüne seriyor. Geçtiğimiz hafta şirketin otonom sürüş bölüm direktörü Raffi Krikorian istifa etmişti. Şirketin mühendislik bölümünün başındaki Amit Singhal da daha önce çalıştığı Google’daki bir cinsel taciz problemini Uber’e bildirmediği için atılmıştı. Son birkaç ayda pekçok başka üst düzey yönetici de istifa etmişti.

Son yatırım roundunda değeri $68 Milyar Dolar oalrak belirlenen şirket her yıl milyarlarca dolar zarar ediyor ve henüz hiç kar gösteremedi. Buna rağmen Silikon Vadisi’nin en pahalı ve en gözde startup’ı olma ünvanını koruyor. Ne diyelim, vadide hayat işte…