Amazon Alexa İlk Android Telefona Geldi

Amazon Alexa ilk defa bir Android telefona ulaştı. Amerika’daki Huawei Mate 9 kullanıcıları artık Amazon Alexa’yı telefonlarında kullanabşlşecekler. İlk olarak bir yazılım güncellemesiyle ulaşabilecekleri uygulama daha sonra Google Play Store’da da hazır olacak.

Kullanıcılar Alexa’nın özelliklerini kullanabilmek için hem Amazon Alexa uygulamasına hem de Huawei Alexa uygulamasına sahip olmaları gerekecek. İçimizdeki mahremiyet düşkünü arkadaşlar için hemen hatırlatalım, hayır bu uygulama/lar her an sizi dinleyemiyor. Alexa’dan Herhangi bir iş istemek için uygulamayı açıp öyle konuşmanız gerekiyor.

Alexa’nın pekçok ¨yeteneği¨ Huawei Mate 9 cihazlarda mevcut olsa da tüm yetenekler kullanılamayacak. Uygulama şimdilik konum ve bağlantılar gibi telefonun temel özelliklerine erişemediği için pekçok özellik kullanılamayacak. Ama görünüşe göre bütün bunlar yol haritasında mevcut ve önümüzdeki güncellemelerle kullanıclara sunulacak.

Kişisel asistan pazarı son döenmde oldukça kızıştı. Google Assistant, Siri, Samsung Bixby ve Amazon Alexa bu pazarın önde giden oyuncuları. Çok hızlı bir pazar payı kapma mücadelesi devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde Google Assitant’ın önce LG daha sonra da birçok başka telefona ekleneceği açıklanmıştı. Ben şahsen önümüzdeki dönemde bu savaşın daha da kızışacağını düşünüyorum.

 

Google Maps Yerinizi Arkadaşlarınızla Paylaşmaya İzin Veriyor

Google Maps uygulamasında yapılan bir değişiklikle artık kullanıcılar bulundukları yeri geçici süreliğine arkadaşlarıyla paylaşabilecekler. İster bir iş yemeğine yetişmeye çalışıyor olun, ister bir arkadaşınızla kahve içmeye gidiyor olun, nerede olduğunuz ve ne zaman ulaşacağınız çok önemli bir sorudur. Google Maps’deki bu yeni özellikle geçici bir süreliğine yalnızca dilediğiniz kişilerle konumunuzu gerçek zamanlı olarak paylaşabileceksiniz.

Bu özelliğin WhatsApp ya da benzer uygulamalardaki konum özelliğinden farkı gerçek zamanlı paylaşım olması. Yani siz ileriedikçe konum da ilerleyecek ve arkadaşlarınız sizin ne zaman ulaşacağınızı tam olarak bilebilecekler.

Mahremiyet problemine bir çözüm olarak Google paylaşımı 15 dakika ile 3 gün arasında kullanıcının seçeceği bir süreyle sınırlı tutuyor. Yani bir yemeğe yetişmeye çalışırken paylaştığınız konumunuz yüzünden yemek arkasından nereye gittiğinizi bilmelerine gerek olmayacak. Ya da birlikte bir hafta sonu gezisine çıktığınız arkadaşlarınızın hafta içinde nereye gittiğinizi bilmesi gerekmiyor.

Google Blogunda yapılan açıklamayla bu özelliğin kısa sürede dünya genelinde kullanıcılara açılacağı söylendi.

Tablet Satışları Nereye Gidiyor?

 

Bugünkü iPad fiyat lırma açıklamasından sonra biraz araştırmaya başladım, tablet satışları ne alemde diye. IDC Şubat ayında 2016 yılı tablet satışfiyatlarının %16 azaldığını söylemiş. Strategy Analytics de %9 azaldığını açıklamış. Başka kaynaklarda da benzer rakamlar var. Her ne kadar tam sayı üzerinde anlaşamamışlarsa da görünüşe göre satışlar %10-15 civarında düşmüş.

Tablet ilginç bir ürün kategorisi. iPad ilk çıktığında pekçok müşteri heyecanla ürünü aldılar ve çok büyük bir heyecanla kullanmaya başladılar. Ama sanırım zaman içerisinde heyecan seviyesi biraz azaldı ve iPad’le birlikte bütün tablet ürünleri kullanıcı hayatındaki gerçek yerini buldu. Çözdükleri sorun ve karşıladıkları ihtiyaç oranında kullanılır hale geldiler.

İtiraf edelim, pekçok evde tabletler aslında çocuklar için çok pahalı bir oyuncak. Anneler babalar çoğu zaman ellemiyorlar bile. Çocuklarda sıra gelirse belki. Kullananlar da cep telefonundan ve dizüstü bilgisayarlardan beklediklerini tabletlerinden pek beklemiyor. Çoğumuz tabletimizi evde bırakmayı tercih ediyoruz dışarı çıkarken. Oysa telefonlar dışarı çıkarken yanımızda oldupundan emin olduğumuz ilk şey. Bilgisayar da pekçoğumuz için olmazsa olmaz, bazılrımız için de ekmek teknesi. Ama tablet akşam TV seyrederken elimize aldığımız, belki biraz haber bakmak için, belki Facebook’da dolanmak için kullandığımız lüks tüketim malzemesi.

Hal böyle olunca hem cihaz kolayca eskimiyor, hem de beklentiler zaten düşük oluyor. Sonuçta da kimse cep telefonuna yaptığı muameleyi yapıp tabletini her bir iki yılda bir güncelleyip yenisini almak zorunda hissetmiyor kendini.

Bir diğer etken de, özellikle Amerika pazarı için, tabletlerin mobil şirketleri tarafından satılıyor olmaması. Daha doğrusu, mobil şirketlerin tablet satışındaki payının çok küçük kalması. Cep telefonunda hep 2 yıllık planlar, kampanyalar vs yapıyorlar. Yıllardır kullanıcılar 2 yılda bir telefon değiştirilir diye şartlandırılmış durumdalar. En tutumlumuz bile 3 yıl olunca telefonunu değiştirmek zorunda hiisediyor kendini. Tabletlerde böyle bir şartlandırmaya maruz kalmadığımızdan kimse 3 yıllık tabletimi değiştirmem lazım diye düşünmüyor.

Bir diğer mesele de sanırım yıllardır tablet ürünlerinde ciddi hiçbir innvasyon yapılmamış olması olabilir. Ekranlar yeterince yüksek çözünürlükte, pil ömrü yeterince uzun, cihaz kullanıcının ihtiyacını karşılıyor, neden değiştirsin ki?

Samsung tablet ürünlerindeki değişiklikleri daha yeni açıklamıştı. Apple da bugünkü sessiz açıklamayla büyük bir değişikliğin gelmediğini tasdik etmiş oldu. Görünen o ki tablet piyasasında fazla bir değişiklik olmayacak bu sene.

Google Android O’yu Yazılımcıların Beğenisine Sundu

Google Android’in yeni sürümü Android O’yu yazılımcıların beğenisine sundu. Bugün yapılan açıklamayla işletim sisteminin henüz son kullanıcı için hazır olmadığını, ancak yazılım geliştiricilerden geri dönüş almak istedikleri için piyasaya çıkardıklarını söylediler.

Yeni işletim sistemi pil ömrünü uzatacak yeni özelliklerle birlikte bilridirmlerle ilgili düzenlemeler de içeriyor. Mesela artık arka tarafta çalışan uygulamalar konum bilgisine çok sık ulaşamayacak. Bildirimlere getirilen düzenlemeyle de kullanıcılar artık bildirimler üzerinde daha fazla söz sahibi oalcak. Örneğin farklı uygulamaların bildirimleri birleştirilebilecek.

Google’ın en büyük sorunlarından birisi bölünmüş bir ekosistemle muhtapa olması. Dünyanın dört bir yanından pekçok şirketin ürününde kullanılan Android işletim sistemini üretici şirketler çeşitli sebeplerle Google’ın istediği takvime uygun olarak güncellemiyorlar. Bazıları geliştirme için bütçe ayırmak istemezken diğerleri de eski ürünleri güncellediklerinde yeni ürünlerinin pazar payı kaybedeceğini düşünüyor haklı olarak.

Yeni işletim sisteminin detayları Google’ın Mayıs ayındaki Google I/O konferansında daha detaylı görücüye çıkacak.

Silikon Vadisi Sözlüğü: Unicorn ve Decacorn Nedir?

Unicorn antik çağlardan beri tasvir edilen mitolojik bir canlıdır. Alnında sivri spiral şeklinde bir boynuzu olan göz alıcı bir at. O kadar nadirdir ki bugüne kadar gerçek bir unicorn gören olmamıştır.

Startup dünyasında unicorn değeri $1 Milyar Doları aşan şirketlere verilen addır. Bu isim ilk defa venture kapitalist Aileen Lee tarafından 2013 yılında kullanımıştır. Hani 1 Milyar dolar değer biçilen şirketlerin çok nadir olmasına nisbeten. Ama aslında piyasada bilinen 229 adet unicorn şirket vardır. Çoğunluğu Amerika ve Çin’de olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde örnekleri mevucttur.

Decacorn ise değeri $10 Milyar doları aşkın şirketlere verilen addır. Latince ¨deca¨ on sayısı (10) demek. Decacornların sayısı bile bir düzineden fazla aslında. En büyükleri $68 Milyar değer biçilen Uber. Sonra Çin merkezli ANT Financial geliyor $60 Milyar değerle. Airbnb, Palantir, Dropbox, Pinterest gibi çokça bilinen pekçok şirket var decacrn listesinde.

Eski Unicorn’lardan en çok bilineni tabii ki Facebook. Halka açılmadan önceki son round’da değeri $50 Milyar Dolar olarak belirlenmişti. Alibab, Zynga, Twitter, Square gibi başka birçok eski Unicorn da halka açılanlar arasında.

Apple $329 Dolarlık Yeni 9.7 Inch iPad Açıkladı

Apple bugün iPad ürün kategorisinde bir değişiklik açıkladı ve iPad Air 2 yerine sadece iPad olarak markalanan 9.7 inchlik yeni bir ürün açıkladı. Fiyatı da $329 dolar olarak belirlendi. Bu boyuttaki şimdiye kadarki en düşük fiyat bu. Yeni ürün 32 GB ve 128 GB hafıza boyutlarıyla pşyasaya çıkacak. Cuma gününden itibarek satışa sunulacak.

Donanımdaki bu değişiklikler küçük artırımlar olduğundan büyük bir merasim düzenlemeden açıklandı. Apple’ın bu sonbaharda yeni bir iPhone açıklamasına kesin gözüyle bakılıyor.

Donanım değişiklikleri yanında bir de yeni bir app kullanıcının beğenisine sunuldu. Clip olarak adlandırılan uygulama kullanıcıların video oluşturmalarını ve Facebook, Instagram ya da Apple’ın kendi mesaj app’i üzerinden paylaşmalarını sağlıyor. Kullanıcılar videolara konuşma balonu ya da altyazı ekleyebiliyorlar. Bu özellikler Apple’ı sosyal medya uygulamalarına bşr adım daha yaklaştırmış oldu. Sonuç bakalım Snap için nasıl olacak.

 

Instagram Live Artık Canlı Videoları Kaydetmeye İzin Veriyor

Instagram Live geçen yıl ilk defa piyasaya çıktığında çok önemli bir özellik uygulamada yoktu: canlı yayınları kaydetmek. Instagram ürün grubunun başı Kevin Weil o zaman bunun bilinçli bir tercih olduğunu söylemiş ve insanların bu şelikde kendilerini daha rahat hissedeceğini savunmuştu. Eğer bir yerde söledikleriniz internet ortamında ilelebet payidar kalacaksa söylerken insan iki kere düşünür tabii ki. Fakat söylenenler mahkemede aleyhte delil olmayacaksa o zaman hem daha rahat konuşmak, hem de Instagram’ın da istediği gibi ürünü daha sık kullanmak beklenebilir.

Bugün yapılan bir açıklamayla Instagram artık bu özelliği değiştirdiğini ve canlı yayınların kaydedilmesine izin vereceğini açıkladı. Bu kararla ana şirket Facebook’un Live ve Twitter’ın Periscope özelliklerini taklit etmiş oldu.

Uber’de Çalkantılar Devam Ediyor. 2 Üst Düzey Yönetici Daha İstifa Etti.

Silikon Vadisi’nin en pahalı startup’ı Uber’deki çalkantılar bir türlü durulmuyor. Son olarak şirketin 2 numaralı ismi Jeff Jones; ve harita ve otonom sürüş konularından sorumlu VP’si Brian McClendon istifa etti.

Jeff Jones şirkete yalnızca 6 ay önce katılmıştı. Target’ta pazarlama bölümünün başındayken Uber’den aldığı teklifle ekibe katılmış ve şirketin marka, müşteri hizmetleri ve operasyon bölümlerinden sorumluydu. Pekçokları tarafından şirketin en aklı başında kişisi olarak görülen Jones’ın yalnızca 6 ay içerisinde şirketten ayrılması şirketteki krizin derinliği konusunda bir firik veriyor aslında. Jones yaptığı açıklamada Uber’de gördüğü liderlik uygulamalarının kendi inandığı değerlerle büyük çelişki gösterdiğini ve daha fazla devam etmek istemediğini söyledi.

McClendon ise Uber’e yaklaşık iki yıl Önce Google’dan katılmıştı. Daha önce Google’ın harita ve Google Earth birimlerinde önemli görevler üstlenen McClendon Uber’de de harita ve otonom sürüş bölümlerinden sorumluydu. Onun ayrılması da şirket için çok büyük problem olarak görülüyor, zira Uber için harita ve otonom sürüş hayati önemde iki konu. Şirketin uzun vadede karlılığı için otonom sürüş olmazsa olmaz olarak görülüyor.

Jones ve McClendon’ın ayrılması son birkaç ayda şirkette ortaya çıkan problemleri daha çok gözler önüne seriyor. Geçtiğimiz hafta şirketin otonom sürüş bölüm direktörü Raffi Krikorian istifa etmişti. Şirketin mühendislik bölümünün başındaki Amit Singhal da daha önce çalıştığı Google’daki bir cinsel taciz problemini Uber’e bildirmediği için atılmıştı. Son birkaç ayda pekçok başka üst düzey yönetici de istifa etmişti.

Son yatırım roundunda değeri $68 Milyar Dolar oalrak belirlenen şirket her yıl milyarlarca dolar zarar ediyor ve henüz hiç kar gösteremedi. Buna rağmen Silikon Vadisi’nin en pahalı ve en gözde startup’ı olma ünvanını koruyor. Ne diyelim, vadide hayat işte…

İntel Sürücüsüz Araba Pazarının Önemli İsmi Mobileye’ı $15 Milyar Dolara Satın Aldı

İntel sürücüsüz araba sensör piyasasında %70 pazar payı olan İsrail merkezli Mobileye şirketini $15 Milyar doalra satın aldı. İntel bugüne kadar bu pazarda ciddi bir varlık gösterememişti. Nvidia ve Qualcomm gibi rakipler birkaç yıldır bu piyasada önemli adımlar atarken İntel ciddi baskı altındaydı.

Mobileye 1999 yılında kuruldu ve halen 660 çalışanı var. Borsada işlem gören şirketin hisseleri yapılan açıklamalarla yaklaşık %30 artış gösterdi. Şirketin %7’si CEO ve birkaç üst düzey yöneticiye ait. Diğer bir %7’lik kısım da İsrail’in en büyük araba ithalatcısına ait.

Mobileye piyasadaki çoğu araba şirketinin sürücüsüz araba projelerinde parça ve çip sağlayan şirket. Bu pazarın en çok konuşulan oyuncusu Tesla’ya da geçtiğimiz yıla kadar parça sağlıyorlardı. Tesla’nın bir aracının Autopilot programındayken kaza yapıp bir kişiyi öldürmesi üzerine karşılıklı suçlamalarla iki şirket yollarını ayırmıştı.

İntel’in şirket içindeki araba projeleri Mobileye projeleriyle birleştirilecek ve birleşmiş ekibin yönetimi Mobileye CEO’su tarafından üstlenilecek.

Google Arama Motorundan Neden Hiç Bahsetmiyor?

Google tartışmasız dünyanın en büyük arama motoru. Hem kişisel bilgisayarlarda, hem mobil cihazlarda web araması için insanların ilk gittiği ve sürekli kullandığı servis. Bir rivayete göre sitede günlük 6 milyar arama yapılıyor ve yaklaşık günlük aktif kullanıcı sayısı 1.5 milyarın üzerinde. Facebook da dahil dünyada bu seviyede kullanıcı çeken başka bir servis yok.

Peki ama, geliştirdikleri en ucubik teknolojiyi bile sonuna kadar reklam etmekten çekinmeyen Google ekibi ağızlarını açıp da bir kere bile bu konudan bahsetmiyorlar?

Efendim, için sırrı tekel (monopoly) olmakta. Eğer bir şirket kendi pazarının tek hakimiyse ve tüm pazarı kontrol ediyorsa, buna tekel diyoruz. Google da arama motoru pazarının tartışmasız tek hakimidir. Her ne kadar Yahoo’sundan Microsoft’una, Baidu’sundan Yandex’ine kadar pekçok şirket Google’ rakip olmaya çalışmış ve küçük yerek pazarlarda kısmi başarılar elde etmiş olsalar da, global ölçekte Google’ın tahtını sarsan ve tehdit oluşturabşlecek şirket henüz çıkmadı. Bir araştırmaya göre Google pazar payı %80 civarında seyrediyor ve rakiplerinden hiçbiri %10 bile pazar payına sahip değil.

Diyebilirsiniz ki, tekel olunca neden bahsetmiyorlar bu konudan? Tabii ki kendilerine dikkat çekmemek için. Amerika, Avrupa, Çin ve daha başka pazarlarda şirketlerin tekel olmasına engel olmakla mükellef devlet kuruluşları mevcut. Bunların görevi bir şirketin haddinden fazla büyüyüp rakipleri ezmesine ve piyasada kullanıcı/müşteri aleyhine gelişebilecek durumları engellemektir. Piyasayı tek başına kontrol eden şirket fiyatları belirleyebilir. Rakip olmayınca her yıl %10 zam yaparak kısa sürede fiyatları birkaç katına çıkarabilir. Ya da rakipleri ezerek piyasada rekabet olmamasını sağlayabilir. İşte bu kuruluşların temel görevi işler daha bu noktaya gelmeden vaziyete hakim olmak ve şirketlerin tekel olmasını engellemektir.

Google arama motoru piyasasının tek hakimi olarak zaten birçok ülkenin regülasyon kurumunun gazabına maruz kalıyor. Dahası Mikrosoft, Google, Apple gibi piyasaya hakim olan bol paralı şirketler devletler için de önemli bir gelir kaynaşına dönüştürülebilir. Özellikle de başka ülkenin şirketiyse ceza kesip Milyarlarca dolar para almak çok cazip bir durum. Google’ın tekel olduğunu söyleyip bölmeye çalışmak, ya da bunu bahane edip brkaç milyar dolar para cezası kesmek Avrupa Birliği, Rusya ya da Çin gibi ülkelerin tabii ki içine gelecektir.

Bu fakir bu durumu Western Digital’de çalışırken içeriden bizzat gözleme fırsatını bulmuştu mesela. Western Digital, Hitachi’nin harddisk şirketi olan HGST’yi satın almıştı. Avrupa ve Amerika regülasyon kurluşları izin verdiği halde Çin Devletinin kurumu 2-3 sene oyaladı ve izin vermedi. Bu süre zarfında şirketler birleşemedi, yapmak istedikleri işçi çıkarmaları yapamadılar (bizim için iyi oldu tabii), masraflar beklenenden fazla şişti vs.

İşte bu tür sorunlarla karşılaşmamak, ve söyledikleri kendi alyhlerine delil olmasın diye Google ve benzeri büyük şirketler tekel oldukları marketlerden hiç bahsetmezler. Küçük projeler, özellikle de rakipleri zorlayacak projeler her zaman öne çıkarılır ve abartıla abartıla anlatılır. Ta ki rakipler sıkıntıya girsin 🙂