Snapchat’in Borsaya Açılması ve Büyümesine Dair Fikirler

Snapchat geçtiğimiz hafta borsaya açıldı. $17 dolardan planlanan hisse fiyatları ilk gününde $24 dolardan satışa başladı. Hızlı bir yükselişle neredeyse 30 doları gördü ve aynı hızla $20 dolar seviyesine kadar indi. Sonraki günlerde biraz toparladı ve bu yazıyı yazdığım 9 Mart Perşembe market sonu itibariyle $22.70 civarlarında kapatıyor. tüm bunlar bir haftada oldu. Gavur milletinin bumpy ride dediği böyle birşey olsa gerek.

Yine de kimsenin hakkını yemek bize yakışmaz. Borsaya açılınca hızla yükselip hızla düşen ilk şirket Snap olmadığı gibi, son şirket de onlar olmayacak. Facebook da ilk borsaya açıldığında biraz roller coaster gibiydi. Bir aşağı, bir yukarı. Yalnız arada ciddi bir fark var tabii. Facebook o zaman 1 Milyar dolarcık kar eden mütevazi bir şirketti. Snap ise onların aksine geçtiğimiz yılı yarım milyar dolarcık zararla kapatan bir şirket. Önemli bir ayrıntı.

Sonra büyüme potansiyeli sorusu ortalığı karıştırıyor. Facebook bugün 1.2 Milyar kullanıcısı olan bir şirket. Kurulduğundan ve borsaya açıldığından beri de büyümesini hızlı sürdüren bir şirket. Snap’in şu anda 158 Milyon kullanıcısı var ancak geçtiğimiz yılın son çeyreğinde sadece 5 milyon kullnıcı ekleyebildi platforma. Bu hızla devam edip etmeyeceği merak konusu.

Dahası Snap hem kullanım özellikleri itibariyle zengin ülkelerin gençlerine hitap ediyor, hem de uygulamanın gerektirdiği özellikler itibariyle iPhone gibi pahalı cihazlarda daha iyi çalışıyor. Afrika, Çin, Hindistan gibi bol nüfuslu, az paralı bölgelerde gelişme şansı yüksek görülmüyor. Hal böyle olunca da yatırımcılar nereye kadar, hangi hızla büyüyecek diye soruyorlar.

Bir de bunun üstüne, Snap gençlere hitap eden bir uygulama. Lise, üniversite çağındaki gençlerin çokça kullandığı, ama daha ileriki yaşlardaki kullanıcıların ilgisini çekmeyen bir app. Borsaya açılım sürecinde CEO’su ve şirketin diğer üst düzey yöneticileri daha yaşlı kullanıcılarla ilgilenmediklerini ve uygulamayı onların ilgisini çekecek hale getirmek için hiçbirşey yapmayacaklarını söylediler. Hızla yaşlanan bir dünyada bu çok ciddi bir kırmızı kart. Amerika, Avrupa, Japonya gibi ülkelerin yaş ortalamaları 40’lı yaşları gösterirken ve gittikçe artarken Snap onlarla ilgilenmediğini söylüyor. Dünyanın genç nüfusu Afrika’da, Hindistan’da ve Müslüman ülkelerde ama onların da Snap’le uğraşmaya ne vakitleri var ne de Snap çalıştıracak telefonları. İlginç.

Snap borsaya açılım sürecinde kendisini kamera şirketi olarak lanse etti. Bu da garip bir durum, zira herşey ayan beyan ortada ki Snap bugün itibariyle bir kamera şirketi değil. Üstelik kamera işi kendi başına gelişen bir pazar da değil. Basit kullanımlı kamera pazarı akıllı telefonların çıkması ve Snap benzeri uygulamaların yayılmasıyla tamamen bitti. Daha pahalı ve profesyonel DSLR kamera pazarı biraz daha gelişmekle birlikte hala çok küçük bir pazar ve öyle kalmaya devam edecek. Kayıt yapan gözlük benzeri ürünlerde başı çeken Google bile bu pazarda bir gelecek görmediğinden orayı artık bıraktı. Ekibi dağıttılar. Bu fakirin bizzat tanıdığı insanlar artık başka şirketlerde çalışıyorlar. Google’ın bile başaramadığı bir marketi Snap nasıl tek başına yeniden oluşturup yeniden başarılı hale getirecek bilemiyorum.

Sonra bir de indexlere alınma meselesi var ki evlere şenlik. En baştan beri plan şirketi borsaya açarken fiyatı mümkün olduğunca yükseltip şirketin değerini artırmak ve belli bir noktaya ulaştığında S&P 500 gibi indexlere alınmasını sağlamaktı. Değeri 30-40-50 Mşlyar dolar olan bir şirketi indekse almamak gibi bir ihtimal görünmüyordu ortada. İlk açılım fiyatını 17 dolardan belirleyip 24 doalrdan piyasaya çıkmak, Comcast gibi konuyla pek alakası olmayan bir şirketin ilk anda hemen $500 milyon dolar yatırması vs. hep bunu sağlamaya yönelikti. Dahası normalde usulden olduğu üzre şirketin %5’ini değil %2 gibi küçük bir kısmını borsaya açarak piyasada hisse kıtlığı oluşturmak ve fiyatları bu yolla da artırmak istediler.

Hedef hep aynıydı. Hisse fiyatları yükselsin, şirketin değeri artsın, indeksler bu şirketi listeye eklesin ve o indeksleri takip eden emeklilik şirketleri vb kuruluşlar mecburen bu şirketin hissesini de satın almak zorunda kalsın. Nihai olarak da hisse fiyatları daha da artsın. Güzel plan. Tek sorun, pek tutmadı 🙂

Snap’le ilgili eleştirilen en büyük sorunlardan birisi hisselerin yönetim kurulunda oy hakkı olmaması. Borsada satılmaya başlanan hisseler A sınıf hisseler. Bu hisse sahiplerinin şirketle ilgili alınan kararlarda hiçbir şekilde oy hakkı bulunmuyor. Yani şirketin ortağı olacaksınız ama şirketle ilgili hiçbir söz hakkınız olmayacak. Daha önce hiç görülmemiş bu durum, Amerika gibi bir ülkede bile kabul edilemez bulundu. İndeks şirketleri Snap’i listeye ekleme işini düşüneceklerini, hisse sahiplerine oy hakkı vermeyen bir şirketin listeye eklenmeye hakkı olmadığını filan söylediler. Şirketin belli büyüklüğe ulaşınca listeye ekleneceğini bekleyen yatırımcılar sükut-u hayale uğradılar. Ellerindeki hisseleri birbiri ardına satmaya başladılar. Fiyatların 30 doalrdan 20’ye inmesinde bunun da çok büyük katkısı var.

Efendim Snap’le ilgili daha söylenecek çok şey var. Lakin sitenin yazarı olarak kendime ayırdığım sürenin sonuna gelmiş bulunuyorum. Daha nice yazılarda buluşmak dileğiyle. Esen kalınız.